Cümle nedir?

Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir haberi, bir dileği bildiren sözlere cümle denir.

Arkadaşımı severim, Sınıfı kapısı açıldı, Ne mutlu Türküm diyene sözleri, ayrı yarı birer cümledir. Cümlelerde, uzunluk ve kısalık, belirli değildir. Bir cümle, uzun da olabilir, kısa da olabilir. Önemli olan, cümlelerde, isteklerimizi tam olarak anlatabilmiş olmamızdır.

Cümleye başlarken, ilk kelimenin ili harfi, daima büyük harflerle yazılır Cümlenin sonuna da nokta konur. Böylece, her cümlenin, bir bütün olduğu belirtilmiş olur. Cümleler, kelimelerden meydana gelir. Fakat, bir cümle meydana getirmek için, kelimeleri yan yana sıralamak ye ter değildir.

Anlatmak istediğimiz her hangi bir düşünce için gerekli kelimeleri bulduktan sonra, bunları cümle içinde aldıkları yerlere göre sonlarına eklemeler yaparak düzenlememiz gerektir. Bir kelimenin, başlı başına bir anlamı vardır. Bir cümle için gerekli kelimeleri yan yana getirdiğimizde, bunların ayrı ayrı anlamları vardır.

Fakat, bu kelimelerin, kendi aralarında bir düzene getirerek, isteklerimizi anlatabilecek duruma gelmeleri için, anlatabilecek ferle değişiklik yapmak gereklidir. Dil temelde seslerden örülü bir yapıdır. Sesler bir araya gelerek önce heceleri sonra da kelimeleri oluşturur. Ortaya çıkan ilk dilin hangi özellikleri taşıdığını tam olarak bilemiyoruz.

Bu konuda ileri sürülen kuramlardan bazı ipuçlarına ulaşsak da ilk dilin nasıl bir yapıya sahip olduğunu tespit etmek bugün için tam olarak mümkün değildir. Yani ilk dilde, önce sesler, sonra da seslerin kümelenmesinden oluşan kelimeler, zamanla kelimelerin belli kurallara bağlı olarak bir araya gelmesinden de cümleler ortaya çıkmış olabilir.

Gelişim veya oluşum ne olursa olsun insanlar, duygu, düşünce ve isteklerini tam olarak anlatabilmek için dile sürekli yeni eklemeler yapmıştır. İhtiyaç ortaya çıktıkça kelimeleri değiştirmiş, gruplara ayırmış bu grupları da birbirine bağlayarak yeni ve büyük gruplar oluşturmuştur. Kelimelerin eksiksiz bir grup oluşturabilmesi için anlamın tamamlanması gerekir. Herhangi bir konuda anlamın doğru ve etkin bir biçimde ortaya çıkabilmesi için sınırlama gerekmiştir.

Başka bir deyişle, kelimeler her ne kadar birtakım kurallara bağlanarak dizilse de bu diziliş, hem anlamsal hem de yapısal olarak mecburen sonlandırılmıştır. Bu bağlamda, dilin etkin ve işlevli kullanılabilmesi için insanoğlu, hüküm ya da yargı bildiren büyük kelime gruplarını ortaya çıkarmıştır. Hüküm gruplarının oluşabilmesi için de zaman, şahıs ve dilek belirten bir yüklem gerekmiştir.

İçerisinde belli bir zaman ve bu zamanda iş yapan (eden/olan) bir varlık taşıyan kelime grubu dil bilgisel ve anlamsal olarak tamamlanmış sayılmıştır. Cümle en genel haliyle duygu, düşünce, fikir, bilgi, olgu aktarımı yapabilen dinleyicinin kafasında anlamsal olarak boşluk bırakmayan en büyük kelime grubudur. Muharrem Ergin cümleyi şu şekilde tanımlar: “Cümle bir fikri, bir düşünceyi, bir hareketi, bir duyguyu, bir hadiseyi tam olarak bir hüküm halinde ifade eden kelime grubudur.”

Buna göre herhangi bir kelime grubunun cümle sayılabilmesi için gerekli şartlar şunlardır: Cümle kelimelerden oluşur. Bazen cümle bir kelimeden (zaman ve kişiye bağlanan fiil/isim) oluşabilir. Bir cümle oluşumu için çekimli bir yüklemin varlığı şarttır. Bir çekimli fiilde/ yüklemde ise iki temel öge mevcuttur: özne ve yüklem (fiil/ ek fiil almış isim). Kelimeler grup oluşturur. Oluşan kelime grupları da cümleyi meydana getirir.

Kelimelerin ve oluşan söz öbeklerinin bir kural dahilinde dizilmesi gerekir. Bir kelime (isim) diğer kelimeye (isim/fiil) hal eki vasıtasıyla bağlanır. Bir dilde cümle olarak adlandırılan kelime grubunu inceleyen bilim dalına Söz dizimi veya Cümle Bilgisi denir. Cümle bilgisi başlığı ile biz burada Türkçenin cümle yapısını vecümleyi meydana getiren kelime gruplarını ele alacağız.

Türkçe bir cümlede şu kelime türleri yer alır: İsim, fiil, sıfat, zarf, zamir, edat (son çekim edatı, bağlama edatı, ünlem edatı). Kelime veya kelime grupları cümlede aldıkları görev bakımından da sınıflandırılır. Buna göre, bütün unsurların yer aldığı tam bir cümlede şu öğeler bulunur: Özne, yüklem, nesne, yer tamlayıcısı (tümleç) ve zarf tümleci. Ayrıca cümle dışı unsurlar olarak adlandırılan başka bazı kelimeler de cümlenin içinde yer alabilir. Ancak bunlar öge sayılmazlar.

Şimdi de Türkçede cümle oluşumuna ve cümle genişlemesine bir bakalım.

1. Okuyorum (çekimli fiilden oluşan bir cümle)
2. Ben okuyorum (özne+yüklemden oluşan cümle)
3. Ben kitap okuyorum (özne+nesne+yüklem)
4. Ben şimdi kitap okuyorum (özne + zarf tümleci + nesne + yüklem)

Örnek 1‘de cümle, üzerinde şekil, zaman ve kişi taşıyan tek bir çekimli fiilden (Okuyorum) oluşmuştur. Burada özne gizlenmiştir. Biz, fiile gelen -um eki yardımıyla cümlenin öznesini anlarız.

Örnek 2’de cümle iki öğeden oluşmuştur. Cümlenin iki temel öğesi olan özne (ben) ve yüklem (okuyorum) bu cümlede birlikte kullanılmıştır.

Örnek 3’te iki temel öğeye nesne eklenmiştir. Bu cümleye, öznenin yaptığı işten etkilenen kitap nesnesi eklenerek cümle genişletilmiştir.

Örnek 4’te özne, yüklem ve nesneye bir diğer önemli öge olan zarf tümleci (şimdi) eklenmiştir. İşin oluşun hareketin yapıldığı zamanı belirten şimdi kelimesi ile cümle biraz daha genişletilmiştir.  Önemli olan, cümlenin dil bilgisi kurallarına uyum ve anlamın açık olmasıdır.

Yani konuşucu amacına göre, cümleye birden fazla nesne, zarf tümleci veya yer tamlayıcısı ilave edebilir. Bununla birlikte özne ve yüklem cümlenin temel öğeleri oldukları için bir cümlede birden fazla özne veya yüklem bulunamaz. Bu konuyu cümle çeşitleri bahsinde geniş olarak ele alacağız. Ayrıca bir cümlede birden fazla özne bulunmaz. Burada bir kelime grubundan oluşan özneden bahsetmiyoruz.

Örneğin, “Hasan. Mehmet ve Osman top oynuyor.” cümlesinde grup oluşturan tek bir özne söz konusudur. Yani Hasan, Mehmet ve Osman dil bilgisel olarak tek bir öznedir. Birden fazla özneden kasıt bu değildir. Yukarıda cümlenin dil bilgisi kurallarına uygun oluşturulması ve kelimelerin buna göre dizilmesi gerekir demiştik. Buna göre örneğin, “Hasan kitabı okudu Osman. Osman eve Hasan geldi. Eve Osman geldi Hasan.”

Yukarıdaki gibi içerisinde birden fazla özne adayı (Hasan, Osman) bulunan cümle dil bilgisel değildir. Dikkat edilirse özne adayı kelimeler, cümlenin başında veya sonunda yer almıştır. Türkçe, öğeleri serbest dolaşıma sokan bir dil olmasına rağmen tümden serbest bırakmış da değildir. Buna göre eğer bu cümleler tek özneli olsaydı öznenin sonda olması dil bilgisel olarak mümkün olurdu. Örneğin, Kitabı okudu Hasan. Eve Hasan geldi.

Türkçe eksiltili/eksiltici cümle kurma yeteneğine sahip bir dildir. Yukarıda, ancak çekimli bir fiil olduğu zaman cümlenin söz konusu olduğunu söylemiştik. Bununla birlikte, eğer önceden tam bir cümle kurulmuş ve sonraki cümle cevap niteliğinde ise çekimli fiilsiz/yüklemsiz de kurulabilir. Biz cümleyi zihnimizde tamamlarız.

Sözlükte "cümle" ne demek?

1. Dizge, sistem.
2. Tümce.
3. (.'.) bütün, hep.

Cümle kelimesinin ingilizcesi

n. sentence, clause, proposition
Köken: Arapça